Ozan Asefi, 1961 yılında, Elbistan'ın İkizpınar Köyü'nde, toprağa emek veren dokuz çocuklu bir ailenin sekizinci çocuğu olarak dünyaya geldi. Hayatı, tıpkı ilkokulunu bitirdiği üç ayrı okul gibi, hareketli ve mücadele dolu başladı. Okul yıllarının ardından konar göçer bir hayata atıldı; dağ bayır demeden çobanlık yaptı, tarlalarda alın teri döktü. Bu yıllar, onu sadece doğanın zorlu koşullarına değil, aynı zamanda Anadolu insanının yalın gerçekliğine ve derin hikayelerine de yakınlaştırdı.
Sessiz Bir Aşkın Doğuşu
Sessiz Bir Aşkın Doğuşu
Sanat tutkusu, ilkokul sıralarında, babasının kitaplığında keşfettiği Karacaoğlan ve Köroğlu deyişleriyle filizlendi. Halk müziğine ve sazın o büyülü tınısına duyduğu heves ise, gençliğinin maddi olanaksızlıkları yüzünden, uzun süre sadece şiir okumak, semah dinlemek ve içinde büyüyen bir özlem olarak kaldı. Bu sessiz bekleyiş, on dokuz yıl sürdü.
Bir Saz, Bir Dönüm Noktası
Nihayet, on dokuz yaşında başladığı bir işten aldığı ilk maaşla, hayalindeki sazı satın aldı. Bu, sadece bir enstrüman edinmek değil, içindeki sesi dünyaya duyurma yolunda atılmış ilk kararlı adımdı. Hiçbir destek almadan, tamamen kendi azmi ve tutkusuyla saz çalmayı öğrendi ve benimsedi. Yirmi yaşından sonra ise artık sadece çalmakla kalmadı; duygularını, gözlemlerini ve hayata dair düşüncelerini şiire dökmeye, kendi sözlerini yazmaya başladı.
Sözünü Sazla Buluşturan Ömür
O günden beri, Ozan Asefi'nin hayatı, sazı ve sözüyle iç içe geçti. Besteleri, tıpkı kendi hayat yolculuğu gibi, göçten, emekten, hasretten, doğa sevgisinden ve bu toprakların kadim kültüründen beslenir. Onun sanatı, kişisel bir ifadeden çok daha fazlasıdır; yaşadığı coğrafyanın kolektif hafızasını, sevincini ve hüznünü taşıyan sosyal bir belgedir. Modern hayatın hızına ve yüzeyselliğine inat, derinlikli, sade ve samimi bir ses olarak yükselir.
"Benim için saz, sadece bir çalgı değil, sözümü söyleyen dilimdir. Amacım, bu toprağın insanının hikayesini, onun gerçekliği ve saflığı içinde anlatmaktır."
"Benim için saz, sadece bir çalgı değil, sözümü söyleyen dilimdir. Amacım, bu toprağın insanının hikayesini, onun gerçekliği ve saflığı içinde anlatmaktır."
Bugün ve Daima
Ozan Asefi, yıllar içinde biriktirdiği tüm bu deneyimleri, duyarlılığı ve bilgeliği, sazının teli ve yüreğinin sesi aracılığıyla aktarmaya devam ediyor.

YORUMLAR