OZAN ASEFİ(ASEF GÜNEŞLİ)

OZAN ASEFİ(ASEF GÜNEŞLİ)
1961 yılında Kahramanmaraş'ın Elbistan ilçesinin İkizpınar Köyünde doğdu. İlkokulu bitirdikten sonra çobanlık ve çiftçilik yaptı. Çocuk yaşlarında babasının kitaplığından Karacaoğlan ve Köroğlu deyişleriyle tanıştı. Halk müziğine ve saza karşı büyük bir sevgi besleyerek yetişti. 19 yaşındayken kazandığı ilk maaşıyla bir saz aldı ve sazı kendi imkânlarıyla öğrendi. O günden beri kendi eserlerini besteleyerek çalıp söylemektedir.
                                                                 

ŞİİRLERİ

|




SEN VEYSEL BABA

Senin sadık yârin kara topraktı,
Gidişin ülkenin bağrını yaktı.
Toprağa bedenin karışıp aktı,
Yeşerdin topraktan sen Veysel baba.

Kainatı tek tek mısraya döktün,
Hoşgörüyü bize servet bıraktın.
Coşkun çaylar gibi çağlayıp aktın,
Taht kurdun gönlüme sen Veysel baba.

Hacı Bektaş'tan mı aldın dersini?
Bütün gönüllere saldın sevgini.
Pir Sultan'la bize Sivas elini,
Türküyle dolduran sen Veysel baba.

Karanlık dünyanın ışığı oldun,
Sivas'tan yeşermiş bir gonca güldün.
Toprağın karnına saklanıp kaldın,
Asefi, çırağın say Veysel baba.


FİGANA BENZER

Sırmalı yeşil bir fistan içinde,
Salınıp gelen bir ceylana benzer.
Elinde sazıyla destan içinde,
Feryadı duyulmaz figana benzer.

Siyah saçlar ak gerdana dökülmüş,
Belli ki bir şeye canı sıkılmış.
Duydum ki hal bilmez birinin olmuş,
Dert kederle yüklü kervana benzer.

Yüreği yaralı, derdi derinde,
Sanırsın oturmuş keyfi yerinde.
Şiir fışkırıyor ciğerlerinde,
Türküye sevdası ummana benzer.

Kara göz üstünde yaydan kaşları,
Değmiş gözlerine kirpik uçları.
Asefi kendince biçmiş değeri,
Dik duran dişi bir aslana benzer.


AHRAZIM ŞİMDİ

Ne haldeyim bilsen sevdiğim beni,
Gurbet elde yapayalnızım şimdi.
Bekleyip dururum gelecek günü,
Dil bilmez, anlamaz ahrazım şimdi.

Esir kampı gibi sapa yerdeyim,
Tarif etmesi zor, bilmem nerdeyim.
Denizi buz tutmuş bir şehirdeyim,
Gelecek hal olsa durmazam şimdi.

İklimi sorarsan daim kar, boran,
Dekstri diyorlar sanki bir viran.
Bir yanım denizdir, diğeri orman,
Çevrilmiş her yanım, görmezem şimdi.

Her yanda gurbetçi gelmiş yığılmış,
Sıladan laf çıksa sanırsın ölmüş.
Çareyi gurbete gitmekte bulmuş,
Gördükçe kafayı yormazam şimdi.

Kimisi hüzünlü, suratı asık,
Kimisi nişanlı, parmakta yüzük.
Kiminin daima morali bozuk,
Derdini bilirim, sormazam şimdi.

ASEFİ yazsam da hasretlik bitmez,
Gurbetçi bağında bülbüller ötmez.
Hasreti tabipler tedavi etmez,
Çareyi bilirim, sormazam şimdi.


KILMAN GEREKMEZ

Sağ iken kadrimi bilmeyen kimse,
Ölürsem kabrime gelmen gerekmez.
Bu kabir, bu mezar taşı benimse,
Dövünüp ağlayıp ölmen gerekmez.

Gam, kasavet ile çektik çilemiz,
Dost yoluna kurban ettik malımız.
Tutunmaya daim verdik dalımız,
İlle de bunları bilmen gerekmez.

Dil döktük dizeler, nağmeler yazdık,
Yarını sorarsan bugünden çözdük.
Az ile yetinip sersefil gezdik,
Tarihe yazmışız, silmen gerekmez.

Kemlikten arındık, yunduk pak olduk,
Cehalete çelme atan tek olduk.
Asefiyim, birer birer yok olduk,
Zahmet çekip gelip kılman gerekmez.

YORUMLAR

Yorumlar kapalı.
                                         

KİTAPLAR

KİTAPLAR
 
MENÜ